NAVIGATION

Efes Antik Kenti’ndeki Tanıtım Yemeğinin Düşündürdükleri

Efes Antik Kenti’ndeki Tanıtım Yemeğinin Düşündürdükleri

Geçtiğimiz günlerde Efes Antik Kenti’nde bulunan dünyaca ünlü Celsus Kütüphanesi’nin önüne onlarca masa kurulmuş ve bir etkinlik düzenlenmiş ve sosyal medyada yayınlanan bu fotoğraflar büyük dalgalanma yaratmıştı.

Ören yerinde bulunan alana masaların konulması, aklıma ilk olarak üç yıl önce Eskişehir Arkeoloji Müzesi’nde düzenlenen sünnet düğününü getirdi. Bu durum son yıllarda yaşanan tartışmalar kadar alevlenmeden kendi içerisinde sönmüş ve konu kapanmıştı.

Celsus Kütüphanesi önündeki masalar konu açıklığa kavuşmadan önce birçok kişi tarafından yine bir düğün organizasyonu olarak tahmin edildi. Tartışmalar büyüyünce Kültür ve Turizm Bakanlığı konuya hemen el atarak bir açıklamada bulundu. Bakan Avcı: “Efes Antik Kenti’nde sünnet düğünü yapıldığı” iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Efes’te çevredeki tarihi dokuya zarar vermemek kaydıyla yönetmeliğin izin verdiği türden kültürel ve turistik etkinlikler yapılabilir. Yapılmaya devam edecek ama bu düğün, dernek, sünnet düğünü değil.” açıklamasında bulunmuştu. Bu açıklama öncesinde ise kültür varlığını korumada sabıkalı olan ülkemizde tepkiler çığ gibi büyümüştü. Bakanlığın açıklamasının ardından masaların neden orada olduğuna gelecek olursak bir tur gemisi için düzenlene bir tanıtım yemeği için böyle bir etkinliğe girişilmişti.

BÖYLE BİR TANITIM YEMEĞİ NE KADAR GEREKLİ?

İzmir’in vazgeçilmez turistik mekânlarından biri şüphesiz Efes Antik Kenti. Yerli yabancı turistlerin İzmir’e geldiklerinde mutlaka ziyarette bulundukları bu mekânın özellikle bir tanıtım yemeğine ne kadar ihtiyacı var? Bu soru aklımı kurcalıyor ister istemez. Kaynak araştırması yaptığım sırada Celsus Kütüphanesi’nin 1978 yılındaki onarım çalışmalarında, kütüphanenin kalıntılarının önünde bulunan döşemelerin üzerinin beton ile onarıldığı bilgisine rastladım. Etkinlik için masalarında bu zemine konulduğu ve orijinal döşemelere gelmeyecek şekilde konumlandırıldığından bahsediliyordu. Bu yöntemin masumluğu da ayrı bir tartışma konusu oluşturuyor.

NEDEN YEMEK?

 

Celsus Kütüphanesi daha önce klasik müzik konserlerine de ev sahipliği yapmıştı. Bu etkinlik göz önünde tutulduğunda bir tanıtım yemeği düzenlemekte turizmin gelişmesi açısından masum bir uygulama olarak görülebilir. Sorun ülkemizde kültür turizminin oturtulmasında gerekli özenin ve vaktin harcanmaması aslında. Ben kısaca bu duruma varlık içinde yokluk diyorum. Arkeolojik alan açısından birçok ülkeye göre gayet zengin olan ülkemizde bu alanların tanıtımının bir yemek düzenlenerek yapılması içler acısı. Tanıtım organizasyonlarını açtığımız zaman bu yemek, kokteyl tarzı bir etkinliğin yanında bir fikir üretme toplantısı ya da bir dönem canlandırması da olabilir en nihayetinde. Bakanlık prosedür açıklamaları yaparken; turizm sektöründe faaliyet gösteren firmaların, sınırlı sayıda olmak şartıyla, yemek ya da kokteyl tarzı faaliyet yapabileceklerini de belirtiyor. Neden yemek? Antik bir kentin kalıntıları içerisinde yemek yenmesi o kenti turizm açısından ne kadar görülebilir kılar? Önemli olan ziyaretçilerin o dönemin izlerini sürebilmesi değil midir? Dönemin izlerini de en iyi şekilde korunmuş kalıntılardan çok rahat izleyebilir. Turistin orada düzenlenen yemeğe değil, yaşanmışlığa ihtiyacı var. Antik şehirler içerisinde ya da müzelerde düzenlenen yemekler naiflikten uzak kalmış girişimlerden ibaret. Cazibesi ise göreceli. Bakanlığın içerisinde bulunan döner sermaye kuruluşuna ödenen para ile böyle etkinliklere izin verilmesi turizm gelirine ve taşınamaz kültür varlıklarının korunmasına dair daha çok çalışma yapmamız gerektiğinin göstergesi.

Burada tanıtım, koruma vb. giderlerin karşılanmasında döner sermayeye ihtiyaç duyulduğu açık bir şekilde ortada. Döner sermaye sistemi, elbette doğru bütçe yaratılması için kabul edilebilir yöntem. Fakat yemekli, kokteylli tanıtım hizmetleri akıllara ilk olarak ister istemez ticari kaygıyı getiriyor. Mekân doğru şekilde kullanılmadığı takdir de bu tarz kötü pazarlamalara da maruz kalıyor. Celsus Kütüphanesi bunu yaşayan ilk ve son mekân olmayacak. Ben yine de bu ülke için Celsus Kütüphanesi önünde yemekli etkinlik yerine, kitap okuma etkinliği yapılmasını dileyecek kadar hayalperestim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Top