NAVIGATION

Favoriler Belli, Peki Ama Sürpriz İhtimalleri Ne?

Favoriler Belli, Peki Ama Sürpriz İhtimalleri Ne?

Dünya Kupasının başlamasını artık sayılı saatler kaldı. Takımlar kupanın oynanacağı Rusya’ya yerleştiler bile. İlk maç ev sahibi Rusya ile Suudi Arabistan arasında 14 Haziran Perşembe akşamı saat 18.00’da oynanacak.

Turnuvanın favorileri az çok belli. İspanya, Fransa, Arjantin, Brezilya, Almanya, İngiltere, Belçika ve Portekiz en çok güvenilen takımlar. Geniş ve yıldızlar barındıran kadrolarıyla bu 8 takımın turnuvada başarı elde etmesi sürpriz olarak karşılanmayacaktır. Lakin turnuvada yer alan ve sürpriz yaparak 2018 Dünya Kupasına renk katma ihtimali barındıran takımlarda var. Bu takımların başarı ihtimallerini ve artıları ile eksilerini bu yazıda ele alacağız.

Rusya: Rusya’nın bu turnuvadaki en büyük kozu ev sahibi konumunda bulunması. Ateşleyici bir taraftar desteğini her maç arkasında bulacak olan Rusya A grubunda Suudi Arabistan, Mısır ve Uruguay ile mücadele edecek.
Dinamik, inatçı ve tecrübeli bir görüntüsü olan takımın en önemli üç kozu; kalede görev yapan ve 32 yaşın vermiş olduğu tecrübeyi bünyesinde barındıran Igor Akinfeev. Orta sahada görev alıp her zaman yaratmaya endeksli düşünen Alan Dzagoev ve Rusya ligini en fazla gol atan ikinci oyuncu olarak bitiren forvet Fedor Smolov.

Mısır:Dünya Kupasına gidiş hikayesinden uzun metrajlı bir dram, gerilim ve aksiyon filmi çıkarma olanağı sunabileceğimiz bir takım Mısır. Onlarda tıpkı Rusya gibi A grubunda yer alıyor. Ülkenin futbolu her geçen yıl biraz daha ileriye gitmekte. Halkın takıma güveni tam. Disiplinli ve doğru oyunu oynarlarsa sürpriz yapabilecek potansiyele sahip bir takım.
Atletik, heyecan verici, ele avuca sığmayan oyunculara sahip olan takımın en önemli üç kozu; Premier Lig’de forma giyen orta sahanın bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi Mohamed Elneny. Sağ kanatta Ramadan Sobhi ile forma kapma mücadelesi verecek olan ve büyük takımların ilgisini henüz turnuva başlamadan çekmeyi başaran Kasımpaşalı futbolcu Mahmoud Trezeguet. Ve tüm dünyanın sevgisini geçtiğimiz sezon oynadığı futbolla kazanmayı başarmış, takım Liverpool’un Şampiyonlar Ligi’nde final oynamasında büyük katkısı bulunan dünya yıldızı Mohamed Salah.

Uruguay: A grubu favorisi olmayan bir grup desek yanlış olmaz sanırım. Mısır ve Rusya ile birlikte grubu ilk ikide bitirip üst tura çıkmaya çalışacak bir diğer takım da Uruguay. Grubun en zayıf halkası olarak görünen Suudi Arabistan’ın gruptan çıkmasına pek ihtimal verilmiyor. Dünya Kupasının gediklilerinden birisi olan, tarihte oynanmış ilk Dünya Kupasının şampiyonu Uruguay’a güvenenlerin sayısı az değil. Ülkenin genlerinde olan Dünya Kupası kültürü bu yıl sahaya yansıyacak mı, Uruguay sürpriz yahut sürprizler yapıp favorilerle baş edebilecek mi hep beraber göreceğiz.
Yıldız futbolcularını doğru kullanarak ve disiplini elden bırakmayarak sahada yer alırlarsa Uruguay’ın turnuvayı sürprizlerle kapatması olağan bir ihtimal olarak görülüyor. Takımın en önemli üç ismi; defansın bel kemiği, Atletico Madrid’in tecrübeli kaptanı yıldız stoper Diego Godin,  Fransa liginin gol kralı Edinson Cavani ve forvetteki partneri gibi yıldız bir isim olan, Barcelona’nın golcüsü Luis Suárez.

Fas: B grubunda İspanya ve Portekiz’e karşı sürpriz kovalayarak gruptan çıkmayı amaçlayacak Fas’tan beklentiler az değil.  Ülkenin futbolu sürekli gelişiyor, takımda izlemesi zevkli ve heyecan verici futbolcular var.  Fas’ın yıldızlarına güvenip, onların üzerinden oynanacak zeki bir oyun yapısı kurması lazım.
Dinamik, klas ve hareketli bir görüntü çizen takımın en önemli üç silahı; Juventus’da forma giyen tecrübeli yıldız stoper  Medhi Benatia,  çok sayıda takımda forma giymiş, Avrupa tecrübesi üst seviyede olan ve her geçen gün tecrübesine tecrübe katan Türkiye’ye tanıdık bir isim Nordin Amrabat. Alt yapıdan çıktığından beri üst seviye takımların yakından takip ettiği yıldız adayı Hakim Ziyech.

Danimarka: Avrupa futbolunun yükselen değerlerinden birisi Danimarka. Çok sayıda ligde önemli takımlarda futbolcuları bulunuyor.  Takım Rusya’ya heyecan verici bir kadroyla gidiyor. Klas, zeki, sağlam alt yapılı oyuncularla donatılmış Danimarka kadrosunun C grubunda Fransa’dan sonra en büyük favori olduğu gözlenmekte. Gruptan çıkabilmesi için fizikli Peru ve inatçı Avusturalya ile mücadele edebilmesi gerekiyor.
Takımın en önemli üç kozu;  Premier Lig’de başarıyla kalesini koruyan, şampiyonluk yaşamış kaleci Kasper Schmeichel. Orta sahanın hücumsal anlamda her şeyi olan bir Premier Lig yıldızı Christian Eriksen ve Avrupa futbolunun son dönemlerde yetiştirdiği en umut ışığı dolu hücumculardan Yussuf Poulsen.

Hırvatistan: Kağıt üzerinde sahip olunan pahalı ve kaliteli kadro her turnuva öncesi Hırvatistan’a karşı beklenti yaratıyor. Hırvatistan D grubunda yer almakta. Bana göre bu grup ölüm grubu. Liderlik için bir favori var evet ancak grubun ikincisi için bir tahmin yürütmek inanılmaz zor. İzlanda ve Nijerya’ya karşı kıran kırana bir mücadele verecek olan Hırvatistan eğer oyun sistemini yıldızları üzerine kurarsa ve bu yıldızlara diğer kaliteli topçular da doğru desteği verirse durdurulması çok zor bir takım ortaya çıkabilir.
Ne yaptığını bilen, klas ve zeki futbolcuların yer aldığı Hırvatistan’ın turnuvada yer alacak olan kadrosunda yok yok. Özellikle orta sahası çok kaliteli isimlerle donatılmış Hırvatların en güvendiği üç isim; son Şampiyonlar Lig’i Şampiyonu Real Madrid’in vazgeçilmesi Luka Modric, hemen yanında yer alan Real Madridlinin partneri ise Barcelona’dan İvan Rakitic. Kadroya kağıt üzerinde bakıldığında yaratıcılık açısından bir sıkıntı yaşanmaması öngörülmekte ancak Hırvatistan’ın bu yaratıcılığı sahaya yansıtmakta zorlandığı zamanlar oluyor. Bu durumda ise devreye takımın bir diğer çok güvenilen yıldızı giriyor. Juventus’ta top koşturan yıldız golcü Mario Mandzukic yeri geliyor olmayan pozisyondan gol çıkartıyor yeri geliyor arkadaşlarına gol hazırlıyor.

İzlanda: Son yıllarda futbol platformunda yaptıklarıyla şaşkın bakışları toplayan ve büyük saygı gören bu ufak ülkenin milli takımı yine turnuvaya çok renk katacak gibi duruyor. Takımın ana mantalitesi disiplin. Özellikle defanstayken takım olarak ulaştıkları motivasyon çok üst seviyede.
İzlanda takım olarak çok fizikli ve sert bir takım. Çok fazla yıldızları yok, atletik futbolcuları yok, çok yaratıcı isimleri yok ancak hırsları ve inançları onları 90 dakika boyunca hep ayakta tutuyor.  Takımın en güvenilir kısmı orta sahası. Sert, dinamik ve savaşçı orta sahaya güven tam. Takımın en güvenilir futbolcuları da zaten orta alanda forma giymekte. Aron Gunnarsson ve Birkir Bjarnason geçilmez orta saha mottosunun en önemli ikilisi. Bu ikiliyi tamamlayan isim ise takımın en önemli yıldızı Gylfi Sigurdsson. Aron ve Birkir’in geçirmediği toplar Gylfi’de buluşuyor, böyle mütevazi bir takımın yıldızı olmanın verdiği zorunluluk gereği hücumsal yaratıcılık Gylfi Sigurdsson’da. Mesafe tanımaksızın yaptığı vuruşlar yıldız futbolcunun en önemli kozu.

Nijerya: An itibariyle Afrika kıtasının en iyi milli takım kadrosuna sahip ülkesi denebilir. Defansif anlamda tartışmaya açık bir takım görüntüsünde olsalar da ofans hattının kalitesi yeterli seviyede. Oyuncularının Premier Lig’de top koşturmasının bir avantajı olarak Nijerya için dinamik, temposu yüksek ve zor pes eden bir takım diyebilir.
Atağa oldukça hızlı çıkabilmeleri ve orta sahayı zaman zaman geçmesi zor bir inatla kurabilmeleri Nijerya’ya turnuva öncesi umut bağlanmasına sebebiyet veriyor. İyi takımlarda oynayan futbolcularının klaslıklarını ve tecrübelerini doğru kullanırlarsa bu takım turnuva sonunu sürprizlerle kapatabilir. Takımın en önemli üç ismi Premier Lig’de oynuyor; Alex İwobi ve Ahmed Musa takımın gol yolları, yine ofansif bir oyuncu olan ancak orta sahaya daha yakın oynayabilen Victor Moses’ta takımda dikkat çeken cv’lerden birisine sahip.

Sırbistan: E grubunda yer alan Avrupa temsilcisi turnuva içinde sürpriz arayan bir başka takım olacak. İyi liglerde oynayan tecrübeli oyuncularına güvenen bu fizikli takıma karşı en az sayıda hatayla oynamak önemli bir kriter.
Hava toplarında hakim, güçlü, fizikli ve ayağa oynayan bir takım Sırbistan. En güvendiği üç isim ise Premier Lig’de bir kırmızı şeytan olan Nemanja Matić, geçtiğimiz sezonu muazzam geçirip büyük takımların ilgisini çeken Sergej Milinković-Savić ve golcü Aleksandar Mitrović.

İsviçre: Artık bu turnuvaların vazgeçilmesi olmayı başaran kırmızı beyazlı ekip yine iddialı bir kadroyla geliyor. İyi bir jenerasyon yakalayan ve bu jenerasyonun devamını getirmeye çalışan Avrupa temsilcisinin artık bir turnuva başarısı elde etmesi umulmakta.
Kadro istikrarı açısından bir emsal niteliğinde olan İsviçre’nin özellikle yakaladığı boş alanları iyi değerlendirebildiği bilinmekte. Takımın güvenebileceği silah sayısı az değil ancak orta alanda Granit Xhaka, sol bekte hem defansif hem ofansif açıdan yükselen değer Ricardo Rodriguez ve takımın en büyük yıldızı Premier Lig’li hücumcu Xherdan Shaqiri İsviçre halkanın göz bebekleri konumunda.

Meksika: Özellikle Dünya Kupalarına hem futbol hem de taraftar açısından her zaman renk katmıştır Meksika. Mücadele edecekleri F grubuna yine büyük renk katacakları su götürmez bir gerçek.
Meksika çok hareketli bir ekip. Özellikle bire birde herhangi bir Meksikalı hücumcuya mağlup olmak çok olası bir durum.  Zaten takımın en önemli futbolcuları da forvet hattında yer almakta. Eğer Meksika kalesine geleni iyi savunmayı başarırsa ön hattında yer alan silahlarıyla iyi sonuçlara yelken açabilir. Bu ön hatta yer alan en tehlikeli üç silah; tecrübesiyle yeteneğini harmanlamayı öğrenmiş eski Galatasaraylı Giovani Dos Santos. Almanya ligi, İngiltere ligi demeden gittiği her yerde gollerini yazan Javier Hernandez ya da bilinene adıyla nam-ı diğer Chicharito ve her sezon fiyatını üçer beşer katlayan geleceği yıldızları arasında gösterilen Hirving Lozano. Hazır Meksika kadrosu demişken eski Barcelonalı, efsane Meksikalı 39 yıllık Rafa Marquez hala takımının savunmasını toparlıyor mu diye soracak olursanız şayet evet toparlıyor. Sanırım Rafa Marquez’suz bir Meksika düşünülemezdi.

İsveç: Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası demeksizin her türlü turnuvanın sarı forma eksikliğini tek başına tamamlıyor bu Ülke. Ancak bu kez İsveç eski sempatisinde değil, bazı değişkenler bu sempatiyi bir tık farklılaştırdı. Bunun en önemli sebebi İsveç’in İtalya’yı turnuva dışında bırakması. İtalya ’sız bir Dünya Kupası benzinsiz Ferrari, domatessiz çoban salatası, LeBron’suz NBA, ayransız döner, gömleksiz damat gibi eksik. İtalya’yı izleme zevkinden taraftarları yoksun bırakan İsveç’in bir diğer dezavantajı ise Zlatan İbrahimoviç’siz olmaları. Futbol tarihinin en renkli karakterlerinden birisi olan yıldız futbolcunun milli takımı bırakmasıyla birlikte İsveç artık eskisi kadar göz önünde olmamaya başladı. Ancak takım hala sağlam ve hala tehlikeli.
Özellikle katı bir savunma yapısının var olması rakiplerin gözünü korkutmakta. İsveç’e gol atmak çok zor. Takımın en güvendiği üç isim; kırmızı Manchesterlı Victor Lindelof ve rakip forvetlerin korkulu rüyası Andreas Granqvist. Bu ikili savunmayı mükemmel tutarken ön taraflarda işleri toparlayan birisi lazım, burada devreye takımın 10 numarası Emil Forsberg giriyor.  İsveç savunma disiplinini kaybetmez ve daha yaratıcı hücum setleri kurarsa rakiplerini uyuta uyuta saf dışı edebilir.

Polonya: Kırmızı beyazlı ekip kağıt üzerinde birkaç isim dışında tutulabilir gözüküyor. Ancak Polonya milli takımı turnuvada ki çoğu takımdan daha takım gibi hareket etmekte. Hem defansı hem ofansı toplu olarak yapabilen Avrupa ekibi kenetlendiği zaman geçilmesi de durdurulması da çok zor olabiliyor. Polonya halkının Rusya’da Polonya’dan beklentisi oldukça yüksek.
İyi bir takım ruhu ve hatasız oyunla Polonya yıldızlarının meyvelerini toplayabilir. Takımın göz bebeği üç isim; defanstan Kamil Glik, orta sahadan Napoli’nin yükselen değeri Piotr Zieliński ve dünya yıldızı golcüsü Robert Lewandowski.

Kolombiya: Güney Amerika’nın en ne yapacağı kestirilemeyen ekibi Kolombiya. Kadrosunda oldukça iyi isimler var lakin kadronun genişliği soru işareti. Açık savunmaya gözü kapalı hücum edebilen ekibin kapalı savunmaya karşı yaptığı hücumlar da harika. Burada başarı için ortaya çıka kriter savunma. Gol yolları oldukça etkin takımın savunma kalitesi turnuvadaki kaderlerini belirleyecek.
Takımda silah çok ancak bazı silahlar dünya yıldızı, bunların en önemli üçü; her türlü golü cebinden çıkartabilen Radamel Falcao, ileride ve geride kanatların bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi Juan Cuadrado ve son Dünya Kupasının yıldızı her türlü ofansif atraksiyonu gerçekleştirebilen James Rodríguez.

Senegal: A grubuyla beraber akıbetini kestirmesi en zor grup H. Polonya, Kolombiya ve Senegal bu grupta yer alıyor. Bu üçlüyü Japonya’da zorlamaya çalışacak. Yukarıda Nijerya için ‘’Afrika kıtasının en iyi kadrosu’’ ifadesini net bir dille kuramadıysak bunun sebebi Senegal. Klasik bir Afrika takımı gibi hızlı, sert ve agresif olan Senegal’in en büyük avantajı bulunduğu grubun bir favorisinin olmaması.
Ben şahsen bir Nijerya – Senegal eşleşmesini izlemeyi çok isterim. Bu ihtimal için iki Afrika ekibinin de gruplarından çıkabilmesi lazım. Peki Senegal kadrosunda hangi üçlüye güveniyor?  Sezonun sürprzi takımlarından Napoli’nin vazgeçilmez stoperi Kalidou Koulibaly, Fransa’da Monaco’nun en değerli ofansiflerinden Keita Balde ve kuşkusuz en dikkat çeken isim Şampiyonlar Ligi Finalisti olan Liverpool’un sağ kanadı Sadio Mane.  Senegal bu yıldızlarına güvenmek zorunda, disiplini bozmayarak takım halinde hareket eder ve yıldız ofanslarına bire birler hazırlarsa çok can yakabilirler.

2018 Dünya Kupası Şampiyonu bence favorilerden çıkacak lakin çeyrek ve yarı finallerde ne kadar çok sürpriz ekip olursa turnuva o kadar renklenir.  Sakatlıksız ancak kaos dolu, bol gollü hatta bol şık gollü bir turnuva izlememiz dileğiyle.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Top