NAVIGATION

Kültür Varlığı Kaçakçılığında Çiniler

Kültür Varlığı Kaçakçılığında Çiniler

Çini denilince aklıma direk masmavi bezemeler geliyor değil mi? Bu sanatın öyküsüne değinelim.

Anadolu’da gelişiminin en güzel örneklerini sunan Türk Çini Sanatı, Anadolu Selçukluları ile başlayıp yüz yıllar içerisinde gelişerek ve değişerek kendine has estetik değerlerini oluşturmuştur. Sanıldığı gibi topraklarımızda Osmanlılardan itibaren var olmamıştır. Fakat önemli bir ayrıntı var. Osmanlı döneminde çini sanatı en güzel ve nadide örneklerini bu sanata kazandırmıştır.

Avrupa kendisine yabancı olan bu sanatı tanımak ve bu eserlere sahip olmak adına 18. yy’den itibaren gözünü Anadolu topraklarından çekmemiştir. Kültür varlıkları üzerine birçok tahribin ve kaçakçılığın yaşandığı topraklarımızda çiniler de bu durumdan nasibini almışlardır. Ülkemizden götürülen ya da tahrip edilen çinilerin şimdi ufak bir kısmına değineceğiz. Üzülmeliyiz ki bu işin bilançosu; üzücü ve kocaman bellek kaybından ibaret.

ANADOLU’DA YAĞMA BAŞLIYOR

Kültür varlığı yağması ya da kaçakçılığı günümüzde hala varlığını sürdüren illegal bir durum.

Tabii bu illegal durum kültürel ve ekonomik açıdan yetersiz ve bilinçsiz kesimlerce de olabildiğinde kötüye kullanılmakta. Kültür varlığı yağmasından ilk olarak nasibini hepimizin de bildiği gibi arkeolojik buluntular almakta. Toprağın define bulmak amacıyla rastgele kazılmasının arkeolojik buluntuya verdiği zararı siz düşünün. Batıda tarihi eserlerin değer kazanma süreci sanayi devrimi ile başlar. Sanayi devrimi ekonomik kaygının da oluşmaya başladığı dönemdir de. Tabii insanların para kazanma kaygısından tarihi eser kaçakçılığı da nasibini alır.

Ülkemizde eski eser kaçakçılığının 17. yüzyıldan itibaren ortaya çıktığını kaynaklardan görüyoruz. Avrupa sahip olduğu kültürün köklerini Akdeniz uygarlıklarına bağlar ve gözünü özellikle o dönemin arkeolojik ve kültür varlığı potansiyeli açısından fark edilmeyen Anadolu’ya diker. Avrupa müzelerinin zenginliği bu dönemin yağmaları sonucu olmuştur.

Gelelim çinilere. Evet, çiniler toprak altında bulunmamasına rağmen iyi korunup kollanamadıkları için onlar da bulunduğu topraklardan götürülmüşlerdir. Özellikle cami ve türbelerde bulunan çinilerin çoğu ya tamir amaçlı ya da doğrudan çalınıp tahrip edilerek Avrupaya kaçırılmıştır.

KİMLİK ÇOK ÖNEMLİ

Gelelim bu çalınmaların ne zaman başladığına. 19. ve 20. yüzyıllarda çoğu sahipsiz ve metruk haldeki mimari yapılarda bulunan çiniler çalınmış ve yurtdışına pek çok müzayede de satışları yapılmıştır. Bu durum günümüzde dâhil sürmektedir. Çini kaçakçılığının sebeplerinden biri kimlik eksikliğidir. Günümüzde koruma kapsamında yasalar yeterli olsa dâhil yurtdışına kaçırılan bir eserin doğru saptanabilmesi ve geri iade talebinde bulunulabilmesi için o eserin kimliğinin olması gereklidir. Müzeler de sergilenen çini eserler dışında mimari yapılardaki çinilerin çoğu kimliksizdir ve bu sebeple yurtdışına kaçırılmaları kolay hale gelmektedir. Kaçakçılığın bir başka nedeni ise içinde çini bulunan (özellikle dini yapıların) güvenlik zafiyetidir.

MAHKEMELİK MİHRAP

Belki de bu başlıktaki en ilgi çekici parça budur. Konya’da bulunan Bayhekim Mescidinin çini mozaik mihrabı 1910 yılında Almanya’ya kaçırılıp restore edilmiş ve müzede sergilenmeye başlamıştır. 1991 yılından beri bu müze ile mahkemeliğiniz. Kaçakçılık hikâyelerinden en sansasyonlusu bu mozaik çinili mihrap. Müze mihrabı ülkemize iade etmemekte ısrarlı.

DEPREM ÇİNİLERİ DE VURDU

Adana Ulu Cami 1998 yılında gerçekleşen Adana-Ceyhan depreminin ardından hasar almış ve bu olayın ardından da restorasyon çalışmaları başlanan camide çinilerin bir kısmı çalınmıştır. Çalınan çiniler ise bu olaydan 11 yıl sonra 67 tanesi İstanbul Kocamustafapaşa semtinde bir evde bulundu. Bu olaydan 2 yıl sonra da Londra’da bir müzayede sırasında Adana Ulu Cami’ne ait olduğu saptanan bir çini karo filmleri konu olacak bir olayla müzayededen geri alınarak ülkemize getirildi. Londra’daki ünlü Christie’s Müzayede Evi’nin 6 Ekim 2011 tarihinde düzenleyeceği müzayede kataloğunu inceleyen ekipler, katalogda “Lot 331” numarasıyla yer alan ve12 bin 560 dolardan satışa sunulan çini karonun Adana Ulu Cami’den 9 yıl önce çalınan çinilerden olduğunu tespit etti. Ekipler, İngiltere’deki ünlü müzayede evindeki açık arttırmaya katılacakmış gibi katalog satın aldı. Eserin söz konusu çini olduğundan tam olarak emin olununca Londra Büyükelçiliği ve Interpol’le temasa geçildi. Londra Büyükelçi devreye girdi ve müzayede iptal edildi.

DİŞÇİ KURBANI ÇİNİLER

  1. Selim Türbesi bugün Ayasofya’nın bahçesinde bulunan türbelerden biri. Girişindeki çini panonun götürülme hikâyesi de bir kadar ironi ile dolu. İstanbul’da diş hekimliği yapan ve Sultan II. Abdülhamid’in de diş hekimi olan, Albert Sorlin Dorigny tarafından 1895 yılında restore edilmek için Fransa’ya götürülüyor ve imitasyonunun yapılarak yerine takılıyor, orijinalinin ise bugün Louvre Müzesi’nin “Arts of Islam” bölümünde sergilenmektedir. Louvre Müzesi’nde alınlıkların dışında yer alan diğer çinilerin büyük bölümü Albert Sorlin Dorigny’nin aynı yapıdan çaldığı çiniler bununla sınırlı kalmaz. III. Murat türbeleri ile I.Mahmud Kütüphanesi çinileri de aynı dönemde Dorigny tarafından Fransa’ya gizlice götürülmüştür. Dorigny, Osmanlı’dan yüklü bir restorasyon parası alırken, aynı zamanda yüzlerce çiniyi de yurtdışına kaçırmıştır.

SANDIK İÇİ ÇİNİLERİ

Elazığ’ın Harput kasabasında yer alan Arap baba mescidinin içerisinde çok nadide mavi siyah mozaik çinilerden oluşan bir mihrap yer almaktaydı. Fakat bakımsızlık ve ilgisizlik kurbanı olan bu mihrap yağmacılara daha fazla direnemedi.2002 yılında Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğüne bir ihbar yapılır, bir kurye firmasında iki sandık içinde 542 parça eser ele geçirilmiştir. Mihrabın çalınan parçaları da bu 542 parçalık sandıkların içerisinde bulunur. Mihrap parçaları tamamlanan hukuki işlemlerin ardından 2004 yılında ülkemize geri gelir.

HAFIZA KAYBOLUYOR

Düşünün hafızanız bir günde yok oluyor. Ne yapardınız? Nasıl hissederdiniz? Tarihi eser kaçakçılığı şüphesiz toplumların bellek kaybıdır. Son yıllarda ve daha öncesinde yaşanılan eser hırsızlığının yaygınlaşması bilimsel verilere ve tarihe de vurulan bir darbedir. Kabul edelim. Eser kaçakçılığının en büyük sebeplerinden biri de tarihi eserlere bir kimlik kazandırılamamasıdır. Kimliği olan eserin ülkeye geri dönme süreci hızlanır. Kültür varlığının mekânından kopuşu yerine sadece boşluğu bırakacaktır. Bu hafıza kaybı toplumların kültürel miraslarına sahip çıkması tekrar tekrar vurgulamalıdır. Kültürel mirasına sahip çıkan toplum belleğine ve tarihine de sahip çıkan toplumdur. Koruma bilincinin oluşum evrenin en önemli ayağı bu bilincin doğması ile doğrudan alakalıdır. Bu bilinci önce kendinizde sonra başkalarında yaratmanız dileğiyle…

Bayhekim Mihrabı
Bayhekim Mihrabı

 

Adana Ulu Cami Çinileri
Adana Ulu Cami Çinileri

 

Adana Ulu Cami Çinisi Christies’de Müzayedeye Çıkan Çini
Adana Ulu Cami Çinisi Christies’de Müzayedeye Çıkan Çini

 

Sahte II. Selim Türbesi Çinileri
Sahte II. Selim Türbesi Çinileri
Elazığ Arap Baba Mescidi Mihrabı Mihrabın 2002’deki durumu.
Elazığ Arap Baba Mescidi Mihrabı
Mihrabın 2002’deki durumu.

 

Foto: Sevinç Gök

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Top